Portal­Anasayfa­radyo­Galeri­Takvim­SSS­Arama­Kayıt Ol­Kullanıcı Grupları­Giriş yap
Yeni Başlık Gönder   Cevap GönderPaylaş | 
 

 *ATATÜRK'ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ*

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
*ceren*
VIP
VIP


Kadın
Mesaj Sayısı: 713
Yaş: 24
Nerden: ist
Mesleği: rakkamlarla ugraşmak
Hobileri: yazmak,okumak,gezmek
Hangi Moddasınız:
TAKIM:
Kayıt tarihi: 01/09/08

MesajKonu: *ATATÜRK'ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ*   9/10/2008, 15:28

Atatürk'ün ilk hastalık belirtisi 1937 yılında ortaya çıktı. 1938 yılı
başlarında Yalova'da bulunduğu sırada, ciddî olarak hastalandı. Buradaki
tedavi olumlu sonuç verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara'ya yaptığı
yorucu yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu. Bu tarihlerde Hatay
sorununun gündemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin
ve Adana'ya geziye çıktı. Kızgın güneş altında askerî birliklerimizi teftiş
edip tatbikat yaptıran Atatürk, çok yorgun düştü. Ülkü edindiği millî dava
uğruna kendi sağlığını hiçe saydı. Güney seyahati hastalığının artmasına
sebep oldu. 26 Mayıs'ta Ankara'ya döndükten sonra tedavi ve istirahat için
İstanbul'a gitti. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu.

Deniz havası iyi geldiği için, Savarona Yatı'nda bir süre dinlendi. Bu
durumda bile ülke sorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul'a gelen
Romanya kralı ile görüştü. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4
Temmuz 1938'de Hatay Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi Atatürk'ü çok
sevindirip moralini düzeltti. Temmuz sonlarına kadar Savarona'da kalan
Atatürk'ün hastalığı ağırlaşınca Dolmabahçe Sarayı'na nakledildi. Fakat
hastalığı durmadan ilerliyordu. O'nun hastalığını duyan Türk halkı,
sağlığıyla ilgili haberleri heyecanla takip ediyor, bütün kalbiyle
iyileşmesini diliyordu. Hastalığının ciddiyetini kavrayarak 5 Eylül 1938'de
vasiyetini yazıp servetinin büyük bir kısmını Türk Tarih ve Türk Dil
kurumlarına bağışladı. Ekim ayı ortalarında durumu düzelir gibi oldu. Fakat,
çok arzuladığı hâlde, Ankara'ya gelip cumhuriyetin on beşinci yıl dönümü
törenlerine katılamadı.
29 Ekim 1938'de kahraman Türk Ordusu'na yolladığı mesaj, Başbakan Celâl
Bayar tarafından okundu. "Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan,
her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk
ordusu!" sözü ile Türk Ordusu'nun önemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda
"Türk vatanının ve Türk'lük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve harici her
türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır
ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız
vardır" diyerek Türk Ordusu'na olan güvenini belirtmiştir.
Atatürk 1 Kasım 1938'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış töreninde
de bulunamadı. Hazırladığı açılış nutkunu Başbakan Celâl Bayar okudu.
Atatürk bu nutkunda ülkenin imarı, sağlık hizmetleri ve ekonomi
konularındaki faaliyetleri açıkladı. Bundan başka eğitim ve kültür
konularına da temas edip gençliğin millî şuurlu ve modern kültürlü olarak
yetişmesi için İstanbul Üniversitesi'nin geliştirilmesi, Ankara
Üniversitesi'nin tamamlanması ve Van Gölü civarında bir üniversitenin
kurulması için çalışmaların yapıldığını belirtti. Türk Tarih ve Türk Dil
kurumlarının çalışmalarından duyduğu memnuniyeti açıkladı. Ayrıca Türk
gençliğinin kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması
için Beden Terbiyesi Kanunu'nun uygulamaya konulmasından duyduğu memnuniyeti
belirtti. Atatürk, ölümüne kadar memleket meselelerinden bir an olsun uzak
kalmamıştı.
Atatürk'ün hastalığı tekrar şiddetlendi. 8 Kasımda sağlığıyla ilgili
raporlar yayımlanmaya başlandı. Bütün memleketi tekrar derin bir üzüntü
kapladı. Her Türk'ün kalbi onun kurtulması dileğiyle çarpıyordu. Ancak,
kurtarılması için gösterilen çabalar sonuç vermedi ve korkulan oldu.
Dolmabahçe Sarayı'nda 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe, insan için
değişmez kanun, hükmünü uyguladı. Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrıldı.
Bu kara haberle, yalnız Türk milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Büyük,
küçük bütün devletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler
göndererek, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusuna karşı duydukları derin
saygıyı belirten mesajlar gönderdiler. 16 Kasım günü Atatürk'ün tabutu,
Dolmabahçe Sarayı'nın büyük tören salonunda katafalka konuldu.
Üç gün üç gece, gözü yaşlı bir insan seli ulu önderine karşı duyduğu
saygı,
minnet ve bağlılığını ifade etti. Cenaze namazı 19 Kasım günü Prof.
Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. On iki generalin omzunda sarayın
dış kapısına çıkarılan tabut, top arabasına konularak, İstanbul halkının
gözyaşları arasında Gülhane Parkı'na götürüldü. Buradan bir torpido ile
Yavuz zırhlısına nakledildi. Büyük Ada açıklarına kadar, donanmamız ve
törene katılmak için gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik ettiği Yavuz
zırhlısı cenazeyi İzmit'e getirdi. Burada Yavuz zırhlısından alınan cenaze,
özel bir trene kondu. Atalarına son saygı görevlerini yapmak üzere toplanan
halkın kalbinde derin bir üzüntü bırakarak Ankara'ya getirilmek üzere
hareket edildi.
Atatürk'ün vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Türkiye
Büyük
Millet Meclisi Başkanı, bakanlar, Genelkurmay Başkanı, milletvekilleri ile
ordu ve devlet ileri gelenleri tarafından karşılanan cenaze, Türkiye Büyük
Mîllet Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onun
cenazesi önünden saygıyla geçerek son görevini yaptı. 21 Kasım 1938
Pazartesi günü, sivil ve askerî yöneticiler ile yabancı devlet
temsilcilerinin hazır bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı büyük bir
tören yapıldı. Daha sonra Atatürk'ün tabutu katafalkta alınarak. Etnografya
Müzesinde hazırlanan geçici kabre kondu. Türk milleti daha sonra, bu büyük
insana lâyık, Ankara Rasattepe'de bir Anıtkabir yaptırdı. 10 Kasım 1953'te
Etnografya Müzesinden alınan Atatürk'ün naaşı Anıtkabir'e getirildi. Burada
yurdun her ilinden getirilmiş olan vatan topraklan ile hazırlanan ebedî
istirahatgâhına yerleştirildi.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.kadinlarindunyasi.net/
 

*ATATÜRK'ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ*

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kadınların Dünyası :: (¯`•._¤··TÜRKİYEM ··¤_.•´¯) :: MUSTAFA KEMAL ATATÜRK :: M.KEMAL'İN HAYATI-
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder