
|
| | | 15 şehit ve 15 eve düşen ATEŞİN ÖYKÜSÜ.. | |
| | Yazar | Mesaj |
|---|
*ceren* VIP

 Mesaj Sayısı: 713 Yaş: 24 Nerden: ist Mesleği: rakkamlarla ugraşmak Hobileri: yazmak,okumak,gezmek Hangi Moddasınız:  TAKIM:  Kayıt tarihi: 01/09/08
 | Konu: 15 şehit ve 15 eve düşen ATEŞİN ÖYKÜSÜ.. 6/10/2008, 11:28 | |
| 15 şehit ve 15 eve düşen ATEŞİN ÖYKÜSÜ ŞEHİTLERİN EVLERİNDE YAS... -ŞEHİT ASKERLERİN EVLERİNDE BÜYÜK ACI YAŞANIYOR Terör örgütü PKK mensuplarınca Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Aktütün Jandarma Karakoluna düzenlenen saldırıda şehit olanların evlerinde büyük üzüntü yaşanıyor.Saldırıda şehit olan jandarma uzman erbaş Bahattin Erturhan'ın (29) şehit düştüğü haberi, Sivas'taki baba evini üzüntüye boğdu.Ankara'da yaşadığı öğrenilen şehit Erturhan'ın Sivas'ın Kılavuz Mahallesi Hacı Baysoy Caddesi'ndeki baba evine acılı haber yetkililer tarafından verildi. Haberi alan şehidin babası Mehmet, annesi İsmihan, üvey annesi Emine, kardeşleri Ayşe ve Ahmet Erturhan ile yakınları üzüntüye boğuldu. Ağıtlar yakan anne İsmihan ile gözyaşlarını tutamayan babası Mehmet Erturhan ve fenalık geçiren yakınlarına olay yerinde bulunan sağlık ekipleri müdahale etti. Teröre lanet okuyan şehidin yakınlarını askeri personel ve yetkililer sakinleştirmeye çalıştı. Şehidin ağabeyi Ahmet Erturhan, kendisini sakinleştirmek isteyen İl Jandarma Komutanı Kıdemli Kurmay Albay Hakan Doğan'a, kardeşinin 2 yıl görev süresinin daha olduğunu, bu süreyi kendisinin gönüllü olarak doldurmak istediğini belirterek, bölgeye gönderilmesi talebinde bulundu.''BİZDE YÜZLERCE İLHAN VAR''Kocaelili komando çavuş İlhan Küçüksolak'un babası Kemal Küçüksolak ''Biz de yüzlerce İlhanlar var, hepsi vatana feda olsun'' dedi. Saldırıda şehit olan komando çavuş İlhan Küçüksolak'ın Kocaeli'nin Çayırova ilçesindeki evinde büyük üzüntü yaşanıyor.Gebze İlçe Jandarma Komutanı Nedim Selvisu, sağlık ekibiyle birlikte şehidin Emek Mahallesi'ndeki evine giderek acı haberi ailesine iletmesinin ardından, şehidin yakınlarının baş sağlığı ziyaretleri devam ediyor.Şehidin babası Kemal Küçüksolak, basın mensuplarına yaptığı açıklama sırasında 6 aylık torunu Yusuf ile yeğeni 4 yaşındaki Arda'yı kucağına alarak, ''Alın işte, biz de asker bitmez. Biz de yüzlerce İlhanlar var, hepsi vatana feda olsun'' dedi.Daha sonra şehit oğlunun askerdeyken çektirdiği fotoğraflara bakan acılı baba, gözyaşlarına hakim olamadı. Acemi eğitimini Isparta'da yapan şehit çavuş Küçüksolak'ın annesi Kadriye ile hamile olan ablası Döndü Sarsan sinir krizleri geçirince evde bekletilen 112 Acil Ambulans ekipleri müdahale etti. Cenazesinin yarın Kocaeli'ne getirilmesi tahmin edilen Şehit Küçüksolak için Mustafapaşa Camisi'nde askeri tören düzenleneceği öğrenildi. ''40 GÜNLÜK BEBEĞİNİ HİÇ GÖRMEMİŞTİ''Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'ne düzenlenen terör saldırısında şehit olan piyade onbaşı Muhammet Aydemir'in terhisine 3,5 ay kaldığı, şehit arkadaşının ismini verdiği 40 günlük bebeğini hiç görmediği öğrenildi. Şehit piyade onbaşı Muhammet Aydemir'in Artvin'in Borçka ilçesine bağlı Kaynarca köyündeki Tepe Mahallesi'ndeki evinde hüzün yaşanıyor.Kucağında 40 günlük bebeği olan şehidin eşi Fatma Aydemir, eşiyle dün telefonda konuştuğunu belirterek, ''Bana 'çocuklarıma iyi bak, yakında kavuşacağız, sabret' dedi. Eşim bana hiç görmediği oğlunu emanet bıraktı. Muhammet, doğumdan önce telefon ederek, çok sevdiği arkadaşının şehit olduğunu söyledi ve oğlumuza şehit düşen arkadaşı Mert'in adını koymamızı istedi. Biz de Muhammet'in istediği gibi oğlumuza Mert adını koyduk'' diye konuştu. Eşinin bayramda telefon ederek kendisinden bütün akrabaların telefonlarını istediğini ifade eden Aydemir, telefon numaralarını verdiği eşinin akrabaların hepsini tek tek arayarak bayramlaştığını öğrendiğini söyledi.Fatma Aydemir, en büyük üzüntüsünün şehit eşinin oğlunu bir kez bile görememesi olduğunu kaydetti. Tek çocuğu şehit olan Nazmiye Aydemir ise televizyonda 15 askerin şehit olduğu haberini duyduğunda içine ateş düştüğünü belirterek, ''Oğlumun emanetlerine çok iyi bakacağım. Oğlum yavrusunu bir kez bile göremedi. Dün telefon ettim, arkadaşları göreve gittiğini söylediler, bir daha da görüşemedim'' dedi. ''HER GÜN ARAR MORAL VERİRDİK''Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'ne terör örgütü üyelerince gerçekleştirilen saldırıda şehit olan Antalyalı Jandarma Komando Er Ramazan Yeşil'in, Serik ilçesine bağlı Zırlankaya köyündeki evinde yas var. Şehidin annesi Havana Yeşil, oğlunun hemen her gün telefonla aradığını, aramadığı günlerde de kendilerinin telefon ettiklerini belirterek, şunları söyledi:''Yavrumla hemen her gün konuşur, telefonla arar, moral verirdik. Çok zor bir bölgede görev yaptığını söylüyordu. Kendine iyi bakmasını söylüyorduk. Bayramın birinci günü aradı. Askerliğinin bitmesine 130 gün kaldığını söyledi ama bitiremedi. Yüreğimiz yanıyor. Kahrolsun terör.''Şehit Er Ramazan Yeşil ile en son görüşen dayısının eşi Gülşah Kuzu da, Ramazan'ın telefonda sesinin durgun olduğunu belirterek, ''Dün öğle saatlerinde arayan Ramazan iyi olduğunu söyledi. Bayramımızı kutladı'' dedi. Ramazan Yeşil'in şehit olduğu haberinin ulaşmasıyla baba Ali Yeşil fenalaştı. Sağlık görevlilerince müdahale edilen ve sakinleşmesi için iğne yapılıp, ilaç verilen Ali Yeşil'in kalp grafisi de çekildi. Ali Yeşil'in konuşmakta güçlük çektiği ve oğlunun şehit edildiği haberini aldıktan sonra konuşmadığı öğrenildi.Bu arada, Antalya İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Abdullah Aşık da, Zırlankaya köyüne gelerek, şehidin ailesine baş sağlığı diledi. AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu da köye gelerek, şehidin ailesini ziyaret etti.Bu arada Şehit er Ramazan Yeşil'in 7 yıldır kuaförde kalfa olarak çalıştığı, terhisine 4,5 ay kaldığı bildirildi. Antalya'nın Güllük Caddesi'ndeki Görkem Kuaför'ün sahipleri ve çalışanları, er Ramazan Yeşil'in (21) şehit olduğu haberini alınca üzüntüye boğuldu.Kuaför dükkanının sahiplerinden, şehit er Ramazan Yeşil'in dayısının oğlu Selçuk Aldemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kuzeninin 2001 yılından bu yana kuaförde kalfalık yaptığını belirtti.Çalıştığı için Antalya'da iki arkadaşıyla evde kalan ve haftada bir gün Serik'in Zırlankaya köyündeki ailesinin yanına giden Ramazan Yeşil'in çok çalışkan ve iyi yürekli olduğunu belirten Aldemir, 21 Kasım 2007 tarihinde vatani görevine başlayan şehit erin terhisine 4,5 ay kaldığını kaydetti.''ACI HABERİ SAĞLIK OCAĞINDA ALDI''Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'ne terör örgütü üyelerince düzenlenen saldırıda şehit olan jandarma komando er Halil İbrahim Arlık'ın ailesine acı haber sağlık ocağında verildi.Denizli'nin Beyağaç ilçesine bağlı Kapuz Köyünde yaşayan şehit erin babası Turhan ve annesi Elif Ayşe Arlık, çocuklarının durumunu öğrenmek için sabah saatlerinde Beyağaç ilçesindeki Jandarma Bölük Komutanlığına gitti. Ancak burada yetkililerden bilgi alamayan aile, fenalık geçirerek ilçedeki sağlık ocağına kaldırıldı. Bu arada, haberi bildirmek için köye giden Denizli 11. Piyade Tugay Komutanlığı'na bağlı askeri yetkililer, ailenin sabah saatlerinde ilçeye gittiği öğrendi. Bunun üzerine ilçeye hareket eden askeri yetkililer, sağlık ocağında bulunan aileye durumu bildirdi.Bu arada, şehidin 83 yaşındaki dedesi Muhammet Arlık da haberi öğrenince fenalaşarak ilçe sağlık ocağına kaldırıldı. Şehidin erkek kardeşi Muhammet Arlık, kardeşinin her gün kendilerini telefonla aradığını belirterek, ''Telefonda bize, sabah saatlerinde operasyona çıktıklarını ve gece geç saatlerde döndüklerini söylüyordu ve helalleşiyordu. Son iki gündür aramadı'' dedi.''İKİ ÇOCUK BABASIYDI''Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'ne düzenlenen terör saldırısında şehit olan jandarma piyade er Davut İlbaş'ın 2 çocuk babası olduğu bildirildi.Şehit er Davut İlbaş'ın Siirt'in Alan Mahallesi'nde oturan ailesi, acı haberi, evlerine gelen askeri yetkililerden öğrendi. İlbaş'ın şehit olması, babası Süleyman Yusuf, annesi Dere, eşi Asiye ile diğer yakınlarını üzüntüye boğdu. Aile fertleri, şehidin ardından ağıt yaktı. Davut İlbaş'ın Serkan (5) ve Beyza (3) adında iki çocuk babası olduğu bildirildi. Şehidin evini ziyaret eden Siirt 3. Komanda Tugay Komutanı Tuğgeneral Özhan Ayaş, baba Süleyman Yusuf İlbaş ile diğer aile fertlerini teskin etti.''BİR SÜRE ÖNCE ANNESİNİ KAYBETMİŞTİ''Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'ne düzenlenen terör saldırısında şehit olan Uzman Çavuş Hasan Aygör'ün bir ay önce annesini kaybettiği, cenaze dolayısıyla bir süre kaldığı Kırıkkale'den görev yerine yeni döndüğü bildirildi.Şehit Uzman Çavuş Hasan Aygör'ün (28) Kırıkkale'deki ağabeyinin evine acı haber sabah ulaştı. Babası Hüdaverdi Aygör'ü 5 yıl önce kaybeden, annesi Gülten Aygör'le Kırıkkale'de yaşayan şehit Hasan Aygör, uzman çavuş olduktan sonra, önce İstanbul'da görev yaptı. Ardından ikinci görev yeri olan Şemdinli'ye tayin oldu. Bir ay önce, Kırıkkale'de yalnız yaşayan annesi hastalıktan vefat etti. Cenaze dolayısıyla izin alarak Kırıkkale'ye gelen şehit Aygör, görev yeri Şemdinli'ye yeni dönmüştü. ''BABA OCAĞINDA YAS''Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde Aktütün Jandarma Sınır Bölüğüne terör örgütü unsurlarınca düzenlenen saldırıda şehit olan Jandarma Özal Harekatta görevli Astsubay Çavuş Hasan Önal'ın (21) Eskişehir'deki baba evinde yas var.Eskişehir Merkez Komutanlığı ve İl Jandarma Komutanlığı yetkilileri, sağlık ekipleriyle, şehidin 71 Evler Mahallesi Suluova Sokak'taki baba evine gelerek acı haberi yakınlarına ilettiler ve başsağlığı dilediler.''ACI HABERİ KAYMAKAM VERDİ''Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğüne terör örgütünce düzenlenen saldırıda şehit olan Jandarma Uzman Onbaşı Rasim Eser'in (25), Mersin'in Silifke ilçesindeki ailesine acı haberi ilçe kaymakamı Ahmet Beyoğlu verdi.Silifke'nin Atayurt belgesinin Olukbaşı Mahallesi'nde yaşayan Eser ailesinin evine, Garnizon Komutanı Binbaşı İbrahim Alan, Emniyet Müdürü Mehmet Yüceli, Sağlık Grup Başkanı Dr. Deniz Kayam ve jandarma komutanlığında görevli rütbeli personelle gelen Silifke Kaymakamı Ahmet Beyoğlu, önce acı haberi verdi, ardından aileyi teselli etmeye çalıştı.Eşini yaklaşık 4 yıl önce kaybeden biri kız diğeri erkek iki çocuk annesi Ümmühan Eser (55), sinir krizleri geçirirken, ''Evladımla en son arife günü telefonla görüşmüştüm. Onun sesini son kez duyduğumu nereden bilirdim. Tek erkek evladımın daha mürüvvetini bile görmedim. Allahım sen sabrımızı ver'' diye gözyaşı döktü. |
|  | | *ceren* VIP

 Mesaj Sayısı: 713 Yaş: 24 Nerden: ist Mesleği: rakkamlarla ugraşmak Hobileri: yazmak,okumak,gezmek Hangi Moddasınız:  TAKIM:  Kayıt tarihi: 01/09/08
 | Konu: Geri: 15 şehit ve 15 eve düşen ATEŞİN ÖYKÜSÜ.. 6/10/2008, 11:28 | |
| ''DİYARBAKIR'DAKİ EVİNDE AĞITLAR YAKILDI''Terör örgütü PKK mensuplarınca Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Aktütün Jandarma Karakoluna düzenlenen saldırıda şehit olan Diyarbakırlı Hakkı Aran'ın annesi Zekiye Aran, haberi öğrenmesinin ardından ağıtlar yakarak üzüntüsünü dile getirdi.Aktütün Karakoluna düzenlenen saldırıda şehit olan 15 askerden biri olan Hakkı Aran'ın Bağıvar Beldesindeki evine, haber ulaşmasıyla ateş düştü. Jandarma ekipleri, bir ambulansla köye giderek şehidin ailesine acı haberi verdi. Haberi öğrenmesinin ardından baba Mehmet Aran Hakkari'ye gitmek üzere yola çıkarken, şehidin evinde yükselen ağıtlar yürekleri dağladı.Şehit evini ziyaret eden Sur Kaymakamı Erdoğan Aydın, şehit yakınlarını teselli etmeye çalıştı. Şehit annesi Zekiye Aran, üzüntüsünü Kürtçe ağıtlar yakarak dile getirdi. ''BENİ MERAK ETMEYİN''Saldırıda şehit olan komando çavuş İlhan Küçüksolak'ın Kocaeli'nin Çayırova ilçesindeki evinde üzüntü hakim. Gebze İlçe Jandarma Komutanı Nedim Selvisu, sağlık ekibiyle birlikte şehidin Emek Mahallesi'ndeki evine giderek acı haberi ailesine iletti, şehidin yakınlarına başsağlığı diledi.Bu sırada şehidin babası Kemal, annesi Kadriye Küçüksolak ile iki kardeşi sinir krizi geçirdi. Binbaşı Selvisu, aileyi teselli etmeye çalıştı, şehidin yakınları da anne ve babayı sakinleştirmek için gayret gösterdi.Baba Kemal Küçüksolak, oğluyla bayramın ikinci günü telefonla görüştüğünü, ''Terhisine 4 ay kaldığını, rahatının iyi olduğunu, kendisini merak etmememizi söyledi'' dedi. Aile teröre lanet okurken, kendini toparlayarak metanetini korumaya çalışan baba Küçüksolak, ''Vatan sağ olsun'' diye konuştu. Üç kardeşten en küçüğü olduğu öğrenilen jandarma komando çavuş İlhan Küçüksolak'ın (21) cenazesinin yarın Kocaeli'ne getirilmesinin tahmin edildiği öğrenildi. ''ÜSTEĞMENİ KAPIDA GÖRÜNCE ANLADILAR''Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğüne bölücü terör örgütünün Irak'ın kuzeyinde bulunan unsurları tarafından yapılan saldırıda şehit olan piyade uzman Çavuş Selçuk Can'ın (30), Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde yaşayan ailesi acı haberi aldı.Cumhuriyet Mahallesi'nde yaşayan Can ailesi, evlerine kadar gelen Düziçi Jandarma Bölük Komutanı Jandarma Üsteğmen Murat Öçalan ve jandarma erlerini görünce, oğullarının şehit olduğunu anladı. 3'ü kız biri erkek 4 çocuk babası İbrahim Can, tek erkek evladını kaybetmenin acısıyla feryat ederken, yakınları tarafından güçlükle teskin edilmeye çalışıldı. Fenalaşarak yere düşen baba İbrahim Can, daha sonra eve gelen ambulansla Düziçi Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Anne Ayşe Can'a ise eve gelen sağlık görevlileri müdahale etti.Jandarma Bölük Komutanı Üsteğmen Murat Öçalan, acı haberi şehidin amcası Mehmet Can'a verirken, acılı aileyi de teselli etmeye çalıştı.İki yaşında Buse adında bir kız çocuğu babası olan şehit Selçuk Can'ın iki aylık hamile olduğu belirtilen eşi Ayşe Can'ın ise eşinin şehit haberi evlerine geldiğinde ise yakınlarıyla bayramlaşmak için Hatay'ın Dörtyol ilçesinde bulunduğu öğrenildi.Bu arada, şehit evine gelen mahalle halkı arasında geçen ay Şırnak'ın Çakırsögüt mevkisinde terör örgütü PKK tarafından daha önce yola döşenen mayına basarak şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Yakup Ceylan'ın ailesi de vardı. Şehit ailesi, Can ailesini teskin etmeye çalışırken ''Sizi en iyi biz anlarız'' dediler.KARDEŞİNİN YARALandIĞINI SÖYLEDİLERHakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Jandarma Sınır Karakolu'na düzenlenen hain saldırıda şehit olan Uzman çavuş Cahit Yıldırım'ın ablası Asuman Şanlı'nın evinde büyük üzüntü yaşanıyor.Yıldırım'ın eniştesi Mahmut Şanlı, gazetecilere yaptığı açıklamada, eşi Asuman Şanlı'nın kardeşini hala yaralı olarak bildiğini ve kendisine sakinleştirici iğne yapıldığını belirterek, ''Acımız çok büyük. Eşim, kardeşinin çatışmada yaralandığını ve hala hayatta olduğunu sanıyor'' diye konuştu.Yıldırım'ın birliğinin Kırklareli'nde bulunduğunu ve yaklaşık 6 ay önce Şemdinli'de görev yapmaya başladığını belirten Şanlı, Yıldırım'ın eşi Nur, çocukları Furkan, Sena ve Nazlıcan'ın Lüleburgaz'da yaşadıklarını söyledi. Şanlı ayrıca, kayın biraderi Yıldırım'ın 10 yıllık uzman çavuş olduğunu ifade ederek, babası Nurettin Yıldırım'ın da İzmir'de yaşadığını ve Erzurum'a gelmek üzere yola çıktığını kaydetti.Bu arada, 9. Kolordu Komutanlığı'ndan gelen bir albay ve beraberindekiler, Şanlı'ya baş sağlığı dileğinde bulundular. Şanlı da ''Vatanı satanlar sağ olsun'' dedi.ÜNİVERSİTE YERİNE ASKERLİĞİ TERCİH ETMİŞTİHakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Jandarma Sınır Bölüğüne düzenlenen terör saldırısında şehit olan Uzman Çavuş Ozan Onur İlgen'in, Adana'daki evinde yas var.Jeoloji mühendisliğini kazandığı halde üniversiteye gitmeyerek askerliği seçen şehidin, yaklaşık bir ay önce Giresun'dan Hakkari'ye tayin olduğu öğrenildi.Anne Deniz Vilson, oğlunun şehit haberini çalıştığı iş yerinde öğrenirken, üniversiteyi bu yıl kazanan kız kardeşi Sevcan ise haberi evde internetten öğrenerek, gözyaşlarına boğuldu.Deniz Vilson'a iş yeri önünde bekleyen ambulanstaki sağlık görevlileri müdahale etti. Anne daha sonra Yurt Mahallesi 338 Sokak'taki İsa Bey Apartmanı'ndaki evine götürüldü. Haberi öğrenen yakınları da şehidin evine gitti.Bu arada, şehidin 3 yıl önce üniversite sınavında jeoloji mühendisliğini kazandığı, ancak üniversiteye gitmeyerek, askerliği tercih ettiği, bir ay önce ise Giresun'dan yeni görev yeri Hakkari'ye tayinin çıktığı öğrenildi.Öte yandan, şehidin İncirlik Üssünden emekli olduğu belirtilen üvey babası Robert Vilson da acılı anneyi teskin etmeye çalıştı. |
|  | | *ceren* VIP

 Mesaj Sayısı: 713 Yaş: 24 Nerden: ist Mesleği: rakkamlarla ugraşmak Hobileri: yazmak,okumak,gezmek Hangi Moddasınız:  TAKIM:  Kayıt tarihi: 01/09/08
 | Konu: Geri: 15 şehit ve 15 eve düşen ATEŞİN ÖYKÜSÜ.. 6/10/2008, 11:29 | |
| Terör yine kan kustu ve çok fazla askerimiz şehitlik makamına ulaştılar. Nur olmuş bedenleri, evlerine gönderildi. Evleri feryat, evleri figan aldı. Akan sanki gözyaşı değil, damarlardan gözlere ulaşmış kandı… Cenaze törenlerinde, yine gözyaşı hâkimdi. Tabutu bırakamayanlar, askerlerin boynuna sarılıp ağlayanlar ve öfkesini dışarı vuranlar vardı. Sadece bir aile diğerlerinden çok farklıydı. Şehit Halit' in babası "70 milyon Halit var!" diye haykırıyordu. Lakin beni annesi daha çok etkiledi. İsyanı ve feryadı yoktu. Başını hafif öne eğmiş, sessiz sedasız şehit oğlunun tabutunun yanında oturuyordu. O büyük sessizliğin arasında, gözlerinden sicim gibi yaş iniyordu. Diğer 'şehit analarının' aksine boyun eğmişti. Acısını yüreğine gömmüş, sadece yansımasını gözyaşına vermişti. Kolay değildi, koskoca evladını kaybetmişti ve çaresizdi. Üstelik sebep birkaç çapulcuydu. O artık bir 'şehit anası' olmuştu. Yıllardır büyük özveri ile büyüttüğü biricik oğlu bir daha olmayacaktı. Onu sadece resimlerde görebilecek, kokusunu belki rüyalarında alabilecekti. Bir ömür boyu bu acıyı yüreğinde yaşayacaktı. İşte bu yüzden gözyaşları damlamıyor, bir fırtına gibi akıyordu… Bir evlat, sadece çocuk değildir ana baba için. Sadece onların canlarından ve kanlarından meydana gelmiş bir canlıdan ötedir. Evlat; emektir, gururdur, heyecandır, umuttur ve yıllardır. Bir çocuğu büyütmek, yıllarca verilmiş bir emektir. her şeyin en iyisi olması istenir. Kimi zaman fedakârlıktır. Çocuk gülünce sevinç, ağlayınca hüzündür. Meraktır, endişedir. İtinayla büyütülmüş her evlat, büyük bir gurur kaynağıdır. İlk adımı atması heyecan, dersleri ile ilgilenmesi büyük bir sabırdır. Onun her başarısı büyük tarifsiz bir gururdur. Aynı zamanda da, harika bir umuttur. Anne ve baba, evladın kendisinden daha iyi yaşaması için, emek verir. Onun, kendilerinden daha iyi yaşayacağına ve ülkesine daha yararlı olacağına umut bağlar. Ta ki, ***** bir kurşun, yılların emeğini, heyecanını, umudunu ve gururunu o anne babadan, canlarından, kanlarından alıncaya dek… Ey sessizce ağlayan şehit anası; bu büyük acıyı yaşasan bile, sen boynunu eğme. Ağlayacaksan bile başın dik ağla. Çünkü verdiğin her emek, bağladığın her umut ve hissettiğin tüm duygular birer hatıradır. Onlar gereken yerlere yazılmış, evladının boynuna asılmıştır. Nereye giderse gitsin, emanetleri hep yanında olacaktır. Sakın bu ülkede uyuşturucudan ölenlerin bile sarıldığı yüce bayrağımız ile senin evladının sarıldığı bayrağı karıştırma. Biri sade birkaç kendini bilmezin sardığı bez parçasıdır. Senin evladınınki ise, yıllardır şehit olmuş yüz binlerce şehidimizin, ay ile yıldızdan oluşan kanıdır! Ey sessizce ağlayan şehit anası; sen çaresizliğe düşme. Her ne kadar, bu çapulcuların başı olana idam cezası verdiğimiz halde uygulayamıyorsak bile, ne olur bundan utanma. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi' ne 1994 yılında moratoryum vererek, 1984' ten beri idam cezası uygulamıyoruz, bundan sonra da uygulamayacağız diyenler var ya hani… Bırak işte onlar utansın… Ey sessizce ağlayan şehit anası; oğlunun boş yere can verdiğini zannetme. Her ne kadar "Askerlik, her vatandaşın boyun borcudur" deyip, ardından evladını köşklerinin karşısında askerlik yaptıranlar olsa da, evladın onların şehidi değildir. Senin evladın, bu ülkede büyük sıkıntılar içerisinde yaşayan, aç kalan, ezilen, dışlanan ve gözlerden ırak, gönülden uzak tüm gariplerin şehididir. Annesini kaybetmiş bir öksüzün ya da tüyü bitmedik yetimin huzurlu yaşamasının yeminidir… Ey sessizce ağlayan şehit anası; sakın evladın toprak oldu diye üzülme. Senin evladın bu dünyada kimsenin isteyerek elde edemeyeceği kadar büyük ve muhteşem bir ölüme sahip olmuştur. Giren kurşun ***** olsa da, sonucu yavrunun sonsuza dek mutluluğu ile sonuçlanmıştır. Senin canın için, bu ülkede yaşayan tüm dilsiz bebeklerin, sokaktaki kedi ve köpeklerin, gökte uçan güvercinin ve etrafında gördüğün her şeyin ona minnettar olduğunu ve için için dua ettiğini aklından çıkarma. Zira artık yaşamayan 'şehidimiz' değil, asıl onu şehit edenlerdir. Ey sessizce ağlayan şehit anası; henüz evladının toprağı kurumamış olsa da, artık gözyaşını sil ve bir daha ağlama. Çünkü senin gözlerinden damlattığın her bir damla yaş, bizim içimizi yakmakta ve insanca yaşayıp geçinememe ayıbımızdan dolayı yüreğimizi dağlamaktadır. Zira asıl mutsuz olması gereken sen değil, seni bu hale getirenlerdir. Tüm şehit analarına ve şehit yakınlarına, Allah' tan bol sabır ve acılarını dindirmesi dileklerim ile… |
|  | | smart_a5 Üye


 Mesaj Sayısı: 55 Yaş: 40 Nerden: ucak kazasi Mesleği: ormanci Kayıt tarihi: 21/08/08
 | Konu: Geri: 15 şehit ve 15 eve düşen ATEŞİN ÖYKÜSÜ.. 14/10/2008, 17:10 | |
| allah rızası için oku şerefin için çoğalt gönder LÜTFEN BOYKOT EDELİM...... Yilmaz Erdogan aslinda komik bile degil.. Yılmaz Erdoğan'a gazeteci İsmail Uğur Ertuğ'un verdiği cevabı mümkün olduğunca forward edelim. Bu demokrat geçinen lümpen-soysuz-şerefsiz herifin sesi kısılsın artık. Vatanını, milletini gerçekten seven, kökeni ne olursa olsun bu topraklarda yaşamaktan mutlu olan ve bundan gurur duyan Türk Vatandaşının, bu adamın ve ailesinin (Gülben dahil) kitap, sinema, gösteri, konser, tiyatro vb. sanat adı altında yaptıkları adı ne olursa olsun her türlü etkinliği boykot etmesi gerekir. Bu aileye giden her bir kuruş, Mehmetçiğe kurşun olarak geri dönmektedir. Bunu sakın unutmayın... Yılmaz Erdoğan duvara tosladı!.. Okuyun ve 10 değil 1000 kişiye yollayın bu bir vatan borcu. Sizlerden ricam, saçma sapan mailleri 10 kişiye yollamak yerine bu maili herkese iletin. Her filminde, her şiirinde TSK'ya dokundurmadan rahat etmeyen Yılmaz Erdoğan bu kez duvara tosladı. 'Mektup' adı altında yazdığı uzun yazıda, resmen çocuk katili bölücü teröristlerle Mehmetçiği bir kefeye koydu. Hürriyet tam sayfa ve CNN Türk her saat başı bu bölücü yazıyı tekrar tekrar verdiler. Erdoğan yazısında Güneydoğu'da kimsenin kimseye ateş etmemesi gerektiğini belirterek şöyle devam ediyor: 'Kimse ateş etmesin, kimseye. Hiçbir gerekçeyle. Hatta kendini savunmak için bile... Çünkü savunmaya başlayana kadar masumsun ve masum güzel bir kelime, masum kal...' Yani, hain terörist çoluk çocuk öldürecek, köy basacak; vatan evladı Mehmetçik, ne dürüst vatandaşı ne de kendisini savunacak. Pes doğrusu!.. Devam ediyor. 'Yazgı birini kışlaya birini dağlara götürmüş. 'Mırın' denir Kürtçe'de 'Ölüm'dür Türkçe'de.' Vah vah vah!.. Neredeyse kardeş katili teröristler için ağlamamızı istiyor!.. Erdoğan pislik terörist ile vatan borcu için gönüllü olarak askere giden ana kuzusu askerimizin aynı kaderi paylaştığını hangi cesaretle söyleyebiliyor? Bakın Erdoğan, kendi aşiretindeki köleliği daha kaldıramadan, yazısında neler yumurtluyor: 'Ve Türkçe, güzel kelimeleriyle her şeyi iyileştirebilir. Kürtçe'yi bu cendereden çıkarabilir. Alır bu Mezopotamyalı kardeşini, önce yaralarını iyileştirir. Onu özgürleştirir..' Devletine isyan et. Dağlara çık, 30 yıl önüne geleni öldürürken 'gerilla' de. Hesabı sorulup çocuk katillerinin dağlara leşleri bir bir serilince utanmadan 'Yazgı, kader mahkumu' deyiver. Aynı Ermeniler gibi. Fransız üniforması giyip yüzyıllarca birlikte yaşadıkları insanlara arkadan ateş açtılar. Hesapları tutmayıp boylarının ölçüsünü alınca 'Biz masum insanlarız. Türkler bizi katletti vs...' demeleri gibi... Her HAİN layık olduğu cezayı ER-GEÇ alır. Yılmaz Erdoğan tiyatrosunda her fırsatta kendi çocukluğundan söz ederken, 'Hakkari'de askerler kurşun atar, biz de onları ellerimizle yakalamaya çalışarak oyun oynardık.' şeklinde anılar anlatır ve açık açık TSK ile kafa bulur. Onursuzlar da bunu yılışık yılışık alkışlar. Yılmaz Erdoğan NE 'kalleş dost' NE de 'mert düşman' olabilmeyi becerebilmiştir. Ciwan HACO konseri için toplanan kalabalığa 'Kürtçülük' nutku atarken, güvercin kanadına yazdığı mektuplarda 'Timsah gözyaşı' döküyor. Ama 'İç ülkeden iç ülkeye' diye şiirinde kastettiği Kürdistan'dan hiç söz etmiyor bu mektubunda. Yazdığı mektup, bizim mütareke medyası tarafından bin bir türlü duygu sömürüsü ile servis edilmeye çalışılsa da artık mızrak çuvala sığmıyor. Tam da TSK'nın sınır ötesi operasyon yaptığı şu sırada mı depreşti Yılmaz Erdoğan' ın yüreğindeki 'barış' sevgisi?
Yılmaz Erdoğan'a Doğu, Güneydoğu ve Irak'ı ondan çok daha iyi bilen bir gazeteci olarak soruyorum: Türk Kürt kardeşliğine ve ateşkese bu kadar önem veriyorsan, yıllarca PKK'nın yayın organı, terör yanlısı ve aşırı Kürt milliyetçisi Özgür Gündem'de ve PKK saflarında faaliyet gösteren kardeşin Mustafa Erdoğan'a neden bugüne kadar engel olamadın? Yoksa sende mi aynı saflardaydın da haberimiz yoktu? Çok değil, 1997'de kardeşin meşhur değilken, PKK'nın 'kalemiz' dediği, Kuzey Irak'taki Zap kampında 5 Türk askeri rehin tutulurken kardeşin de orada yatıp kalkardı. Büyük gazete ve televizyonların Diyarbakır muhabirleri (isimleri şimdilik bende saklı) ile bölücü Özgür Gündem'in Ankara temsilcisi ve muhabiri olarak kamplara gider gelirdi. O zaman kan akmıyor muydu? O zaman kardeş değil miydik? Kardeşin yerel kıyafetlerle, 'gazeteci' adı altında gözlerimizin önünde terörist kamplarında fink atarken, özellikle kamp komutanı azılı terörist Rıza Altun'un dizinin dibinden ayrılmıyordu. Rehin Mehmetçikler adına, onun da senin de ne yaptığını ben göz tanığı olarak gördüm... Delikanlıysan çık 'bunları bilmiyorum' de!.. Kardeşin internetteki özgeçmişine bu çalıştığı terörist gazetesini ve o yılları koymamış, sorsana acaba neden? Belki hatırlarsın, sen de vardın. Kürt milliyetçisi kardeşin, şarkıcı Gülben'le tüm medyanın önünde göstere göstere meydan okurcasına Kürtçe şarkı eşliğinde dünya evine girmişti. Kimsenin gözünden kaçmıyor. Şimdi kalkmış sanki Türkiye bir ülkeyle savaşıyormuş gibi laf ebeliği yapıp, teröristle tertemiz Mehmetçiği bir görüp milleti 'Barış'a mı davet ediyorsun? Abi kardeş dünyanın terrorist dediği PKK'ya halkın huzurunda siz de 'terörist' deyip, çoluk çocuk masum insanları öldürmemeleri, okul, sağlık ocağı ile yol makinelerini yakmamaları için önce onlara mektup yazmanız gerekmez mi? Sevgili okurlar keşke türlü kelime oyunlarına hiç başvurmadan, delikanlıca çıkıp ben 'Kürtçüyüm' diyebilseydi daha dürüst davranmış olurdu. Tabii böyle bir kaygısı varsa. Siyasal Kürtçülerin başvurdukları en büyük yöntem budur. Ağızlarını açtıklarında bol bol kardeşlik, eşitlik, barış ve sevgiden söz ederler. Ancak hava kararınca gündüz birlikte çay içtikleri komşularına kurşun yağdırmaktan geri kalmazlar. Mertlik, delikanlılık, barış, çocukların geçtiği yollara mayın döşeyerek olmaz! Akrabalarına ve kardeşine önce bunu hatırlat Yılmaz..... |
|  | | | | 15 şehit ve 15 eve düşen ATEŞİN ÖYKÜSÜ.. | |
|
| 1 sayfadaki 1 sayfası |
| | Bu forumun müsaadesi var: | Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
| |
| |
| |
|